Who are we – 2013

GAZİ SANSOY’A SORULAR

Simetrik kompozisyonlarının alt yapısında simetriği (ikizi) kurgulanmış !8. yüzyılın büyük ressamı Levni’nin minyatürleri var; sizdeki Levni sevgisinin, tutkusunun başlangıcı hangi tarih ve bu serinizin başlangıç resmi hangisisidir? O tarihten ve o resimden bugüne Levni tutkunuzda ne gibi değişikliklerden söz edebiliriz?

Levni dönemi Osmanlı toplumunun insan tipleri, mimarisi, gemileri ve nesneleri ile kurgulanan bir başka önemli figür grubu ve onlara 16-19. Yüzyıl Batı Avrupalı ünlü ressamların tablolarından dekupe edilmiş süvariler ve piyadeler ve diğer insan tipleri eşlik ediyorlar. Batı resminin önemli tablolarından yola çıkarak Gazi Sansoy’un resimlerine vasıl olan ve Doğu-Batı karışımı bir sirki andıran tüm bu insan figürleri karmaşası ile neyi anlatmak istiyorsun?

Cevap:Yukarıdaki iki soruya da bir cevap verebilirim.Lisede öğrenci iken en sevdiğim dersler resim ve müzikti çünki kendiliğinden doğal bır sekilde yapabiliyordum onları, bundan sonra zevk aldığım yegane ders de tarihti ve özellikle Osmanlı tarihiydi.O tarihlerde ders dışı çeşitli tarih kitaplarınıda okumaktan zevk alırdım. 70 lerde çıkan hayat tarih mecmuaları okumaktan büyük zevk aldığım bir dergiydi yaklaşık 10 cilt olarak hala kitaplıgımdaki en degerli kitaplardır.Evliya Çelebiyede bir müddet sarmıstımki onunda esprili bir üslubu vardır.Aslında bu merak ve ilgi üniversite yıllarında da devam etmişti o zamanlardan kalan 1991 tarihli bir gravürümde de kaftanlı sarıklı bir figürü gerçeküstü bir ortamda resmetmişim.Dolayısyla aslında Levninin minyatürleri bana tek başlarına ilham vermemiştir sanırım yani onları bir bütün olarak bir kitapta görup inceleyip çagdaş ve bana özgü bir resim diliyle kurgulama aşamasını ancak tetikleyen bir unsur oldular ( sene 2007 ESİN ATIL – LEVNİ VE SURNAME ).İnsan figürleri karmaşası ile neyi anlatmak istediğime gelince ; bunun içinde bütün bu yılların birikimiyle beraber başka bilinc altı nedenlerinde olabileceğini düşünüyorum.Ama temelinde belkide taaki ikinci Viyana kuşatmasına kadar uzanan bir ezikliği veya tanzimatla başlayan bir batılılaşma modernleşme ve bunun cumhuriyetle ve devrimlerle en ust seviyeye yükselip şu son 10 yılda tekrar yüzümüzü iyice doğuya ama “çıkarlarımızı” batıya ve daha da cok Amerıkaya çevirdiğimiz bana göre son derece iki yüzlü bir yönetimle kurgulanmaya calışılan toplumumuzdaki çarpıklık ve zıtlıkların en ust seviyeye ulaşmış olmasıdır.Bir yanda kafaları ve kafalarının icleri poşetlenıp kapanan kadın ve erkek sürüleri ve bu sürülerın dahada artıp oy olarak kendisine dönmesi için artık 5 çocuk isteyen ve bunu bir nevi emir gibi isteyen, kültüru saga sola cami dikmek ve kuranı ezberletmek olarak tanımlayan ve canı istediginde insanlık anıtlarına ucube diyerek yıktırabilen bır liderin yönetimde olduğu, adaleti kendilerine münhasır bir ülkede “digerleriyle yaşamaya çalışan” digerlerinin durumudur aslında belkide resmettigim…
Resimlerinde büyük gruplar halinde yer alan bir başka öğe de “bikinili, deri şortlu, mayolu, iç çamaşırlı veya yarı çıplak veya çıplak kızlar…” Sayıca bazı tablolarında çoğunluğu ele geçiren bu “kızlar ordusu”na resimlerinde bu kadar kapsamlı yer vermenin nedeni ne? Örneğin, çok güncel bir kentsel bir konuyu işleyen “Fikirtepe’nin Sonu” adlı tablonu bu bağlamda biraz açıklayabilir misin?

Cevap:Yukarıda belirttiğim gibi aslında bu, kültürü; hat, tezhip, cami dikme ,kuran okuma sanan zihniyet ile tıpkı rönesansta kilisye başkaldıran ve rönesansa ve aklın hakimiyetine sebep olan düsüncelerin ve insanların bir anlamda sembolik olarak karşı karşıya gelmesi karşılaşması olabilir.Olabilir diyorum çünkü bu benim tamamen bilinçaltımda olabilir. Bunu benim tam olarak açıklayabilmem de mümkün değil çünkü bunların arasına başka başka düşüncelerde karışmış olabilir.Sonuçta resim bir illüstürasyon değildir ve bir sey anlatmak üzere yapmıyorum ben bu resimleri kimsede bana yaptırmıyor, bunları yapmak bana bir sorumluluk ve gorevmiş gibi geldiği ve ayrıca benliğimi ve varolma nedenimide bana cevaplattığı icin yapıyorum…

Resimlerinin en arka planında yer alan peysaj/manzara parçalarında minyatürlerden alıntılar ve güncel çekilmiş bazılarında “kentsel dönüşüme” atıf yapan fotografik imgeler birbirleriyle hem zıtlaşıyorlar hem de yaşadığımız dönemi simgeliyorlar sanki… “Yeni Osmanlılık” söylemine eleştiri getirmek istediğini söyleyebilir miyiz?

Cevap: Kesinlikle evet diyebilirim buna… Aslında buna yakın zaman için cumhuriyetten ve uzak zaman için Tanzimat ile başlayan batılılaşma ve ilk başlarda dediğim gibi bu yeni Osmanlıcılık denilen zihniyetin de Viyana kuşatmalarındaki bozgunların ezikliğinin hesabını sormaya kadar uzanan bir zavallılık kompleksinin sonuçları olarak düşünüyorum…bu zavallılığında görsel olarak en iyi örneklerinden biride bana göre Atasehirde yine “emir “ ile yaptırılan Mimar Sinan ın bir camisinin aynısını yaparak yeni Osmanlıcılık denilen tavrı mimari anlamda tam bir ucubeye dönüştürmek oldu…zavallı camii hemen bitisiğindeki 20.yüzyıl mimarisi gökdelenlerin yanında bu sefer gerçekten ezik durdu yani yılların hıncını alalım derken Mimar Sinanın kemiklerinide sızlattılar…gelde sımdi bu topraklarda yasayıp bunları görüp resimlerinde kullanma…( aslında bana göre Mimar Sinanında tüm derdi Ayasofyaydı yani onun kubbesinden büyüğünü yapmak …ve böylelikle cami mimarisi aslında hıristiyanlıgın en önemli abidelerinden birinin kücük Ayasofyacıklar olarak bütün Osmanlı topraklarına ve nihayetinde 100 bin lere varan sayılarla bütün Turkiyeye yayılması oldu.Bence biz Turklere özgü camileri ise gayet güzel formlarla Selcuklular yapmıslar ve Anadolunun pek cok yerinde hali hazırda dimdik ayaktalar)

Sizin resimlerinizde “su” da – Havuz veya deniz olarak – önemli bir resimsel öğe ve belki de bir çok çıplak figürün varlığına bir gerekçe… Bu bağlamda “Altınboynuz” resminizi gerçekleştirirken neler düşündün, bir iletin var mı, paylaşabilir misin?

Cevap:Bilindiği gibi banyo ya da plaj kültürü bize cumhuriyetle gelen bir kültür oldu daha öncesinde denize girilmediğini ancak “düşüldüğünü” biliyoruz.Dolayısıyla simgesel olarak da bugünkü yeni Osmanlıcı yönetimin bir bireyinin denize girip fotoğraf verdigini vereceğini düşünmüyorum…hal böyle oluncada düne ve bize bügün, dünü yasatan ve yasatmaya calısacaklara bir anlamda selam ediyorum diyebiliriz!…

Resimlerinizin bazılarında ellerinde “pankart” tutan figürler de var. Bu resimsel öğelere, zaten imgesel iletileri yoğun olan resimlerinde neden gerek duyuyorsun? Son dönemde, dünyada ve ülkemizde yaygınlaşan çeşitli protesto olaylarına bir göndermeden söz edebilir miyiz? Resimlerinin politik bir mesajı var mı?

Cevap:Evet resimlerde pankart taşıyan figürler var ve pankartlarda çeşitli evrensel sloganlar kullanıyorum…bunların içinde kürk için öldürülen hayvanlar, boğa güreşleri ,filistin halkına özgürlük veya adaletsizlik ile ilgili kullandığım sloganlar var…dolayısıyla yukarıda da anlattığım gibi insan veya hayvan hakları gibi konularda dolaylı dolaysız politik mesajlar vermekle de genel olarakta dünyada olan bitene karşıda kayıtsız kalmamış oluyorum…
Levni esinli, çok figürlü büyük kompozisyonlarına paralel ürettiğin bir başka resim serin olan “Yüzsüzler”in ana söylemi, nedir? Neden görsel dilleri ve kurguları oldukça farklı olan iki seriyi paralel olarak birkaç yıldır götürüyorsun? Bu seriler resimlerdeki kalabalık ayrıntılara kıyasla daha az bir alan kaplayan insanın örtülü olmayan ten parçalarını “pop” renklerle boyayarak öne çıkaran işler, söz konusu dönemleri resim yaklaşımlarına nasıl bir yorum hedefliyorsun?

Cevap:Yüzsüzler serisinin ismi galericim ve arkadaşım İlayda Babacanın fikriydi söyler söylemez hoşuma gitti ve benim düsüncelerimi özetleyen bir kelime olduğunu düşündüm…temelinde minyatür serisini oluşturmak icin kestiğim figürlerin ardında kalan renk lekelerinden kaynakla oluşan biraz rastlantısal bir fikirdi sonraları çok sevdiğim rönesans resimlerinde sadece etleri yok edip pop renklerle boyayarak klasik ve çağdaş renk ve komposizyon zıtlığını oluşturabilecegimi farkettim arkasından da İsa, Meryem, havariler ve mitolojik imgelerin tamamen o dönem koşullarıyla sanatçılar tarafından resmedildigin ( ya da resmettirildiğini ) aslında her birinin o resmi yapan sanatçının yani insanın düşgücü olduğunu dolayısıyla aslında o imgelerin gerçek olmadıgını ve olamıyacagını boyleliklede aslında tam da yüzssüzler adını hak edecek resimler olabileceğini düşündüm…takip eden süreçte yani bugünlerde sadece bu anlamda resimlere bağlı kalmadan daha cok klasik ve modern zıtlığını birinci plana alarak bu serinin yeni resimlerini ürettiğimi söyleyebiliriz…

“Yüzsüzler” serinde yer alan, üzerlerine boya ile müdahale edilen ressam imgelerinin seçiminde nasıl seçim kriterlerin var? Kendinizi nasıl bir zaman aralığı ile sınırlandırdın, örneğin?

Cevap: Yukarıda değindiğm gibi daha cok rönesans ve birazda barok dönemden sectiğim resimler…kriter olarak o donemdeki dini mitolojık resimler ve soylu portrelerı diyebiliriz…

Yeni sergin olan “Gazi Sansoy 2012-2013” de hangi ünlü Batılı ressamların resimlerinden “Yüzsüzler” serinin son örnekleri için yararlandın?

Cevap: En ünlüsü İngres diyebiliriz…

“Yüzsüzler” serinde daha çok kadınları boyadığın söylenebilir mi? Bunun bir nedeni var mı? “Ülkemizde Kadının Konumu” veya “Kadına Şıddet” konusunda bir iletin var mı? Yoksa yaşadığımız çağın gözde reklam nesnesi kadın bedeninin ressamca bir yorumu ile mi karşı karşıyayız? “Kadın” ve “Kadın Çıplaklığı” konusundaki düşüncelerin nedir?

Cevap:Belkide kadın vücudunu daha estetik bulduğum için olabilir… Ülkedeki “çoğunluk” kadının konumu elbette üzücü bir boyuta geldi ( ama onlar bunun ne kadar farkında? ) …Her gün dayak yiyen öldürülen bir yığın kadınla ilgili haber okumak insanın içini karartıyor…İnanıyorumki her sey eğitimden geçiyor ama temel eğitimi bence kadınlar yani anneler verir…bir anne de ne kadar eğitimli ve donanımlı olursa onun yetiştireceği evladında o derece düzgün medeni bir insan, birey olarak toplumda yer edebileceğine inanıyorum… Anadolu’da cok acımasız bir deyiş vardır “kadının sırtından sopayı, karnından sıpayı eksik etmeyeceksin”… İşte bugün başta başbakan olmak üzere ne yazık ki kadınları niteliksiz bireyler yetiştirmek üzere adeta bir kuluçka makinesi gibi düşünen zavallı ve aynı zamanda çok çıkarcı ve acımasız bireylerin yönettiği bir ülkede yaşıyoruz… ve bu şartlar altında toplumda kadına şiddet dahada artacağı gibi üç beş çocuğa bakabilmek icin kadınları dört duvar arasına hapsetmenin bir yolu olarak da kadının toplumdan soyutlanması ve daha da erkek egemen ve dinin arzuladığı bir toplum oluşumuna doğru gidileceğini üzülerek öngörüyorum… Haksız çıkmak en büyük ütopyam!…

Haşim Nur Gürel, 23 Ocak 2013

………………………………………………………………………………………………………………………………

GAZI SANSOY AND HIS UTOPIAS…

We asked Gazi Sansoy, who will exhibit his new paintings at Gallery Ilayda at the beginning of April, about the inspirational sources for his paintings, how he selected the images that he had used, and the relationship between his paintings and the hot agenda of the world and our country:

  • There are miniatures by Levni, a great painter of the 18th century, replicated in the infrastructure of the symmetrical compositions; when did your love and passion for Levni start and which one was the first painting in this series of yours? What changes could we talk about your passion for Levni and in your relationship with the images of this painter since that time and that painting up to now?
  • Another important set of figures constructed in your paintings together with the types of people, architecture, vessels, and objects of the Ottoman society at Levni’s time is the cavalry and infantry, and other types of people that have been cut out of the paintings by the renowned West European painters of the 16th-19th centuries…What do you want to express  by all this complexity of human figures that entered the paintings of Gazi Sansoy departing from important paintings of the Western painting with the resemblance of a circus that was a mixture of East and West?
  • Answer: I can reply both of these questions above together. My favorite courses were painting and music when I was a pupil at high school because I could do them spontaneously and in a natural way. The only course I liked thereafter was history and the Ottoman history, in particular. In those days, I would love to read various extracurricular history books as well.  The Hayat history digests that were published in 1970s were the digests that I enjoyed a lot reading and they, in some 10 volumes, are still the most valuable books in my library. I was quite interested in Evliya Çelebi as well for a time, who also had a humorous style. In fact, this curiosity and interest continued in my university days as well. I had painted, in a surreal environment, a figure wearing a kaftan and turban in a gravure of mine dating back 1991. Therefore, I guess the miniatures by Levni have not actually inspired me by themselves until  I saw and examined them in a book as a whole and they became a triggering factor only for a construction phase by a contemporary style of painting that is specific to me ( year 2007 ESIN ATIL – LEVNI AND SURNAME). As to what I wanted to express by the complexity of human figures; I think there could be other subconscious reasons in it together with the accumulation over all those years. But the underlying case could be the fact that the distortions and contradictions have reached the highest level in our society that are being reconstructed by an extremely hypocritical administration in my opinion, in which society, starting with an inferiority dating back to the siege of Vienna or Westernization  or modernization starting with Tanzimat which rose to the highest level through the Republic and revolutions, we turned during the last 10 years  our face back to the East thoroughly but “our interests” to the West and more so to the US. What I in fact have depicted may well be the case of the others “trying to live with the others”  in a country where justice works for them only and there is, on the one hand, hordes of men and women whose heads and inside their heads have been wrapped up and covered and which is managed by a leader that wants “from now on” 5 children and wants that as if it were an order so that these hordes could grow more and come back to him in votes, that defines culture as erecting mosques here and there and memorizing Quran, and that could get monuments of humanity demolished by calling them  freak whenever he feels like it…
  • Another component included in your paintings in large groups is the girls “with bikini, leather shorts, bathing suits, underwear or naked or semi-naked… ” What is the reason for including in your paintings so comprehensively the “army of girls” that have got the numerical majority in some of your paintings? For instance, can you describe your painting titled “The End of Fikirtepe” in this context, which takes up a very timely urban issue?
  • Answer: As I mentioned above, this could actually mean a symbolic confrontation, a facedown in a sense between a mentality that thinks that culture is calligraphy, ornamentation, erecting mosques, and reading Quran and the thoughts and people that rebelled against the church during the Renaissance and culminated in the Renaissance and the rule of reason. I say could mean because this could be in my subconsciousness altogether. It is not possible for me to describe it completely because there could be some other thoughts mixed up with them. In the end, a painting is not an illustration and I do not make those paintings to tell something. Nobody makes me do it. I make them as if I felt making them were a responsibility and duty and allowed me to respond to the reason for my existence…
  • In pieces of landscapes included deep in the background of your paintings, it looks as if excerpts from miniatures and photographic images,  some of which taken recently referring to “urban transformation,” both oppose each other and symbolize the period we live in…Can we say that you want to criticize the cocept of “New Ottomanism”?
  • Answer: I can absolutely say yes to that … As I said in the beginning, I actually see this mentality of so-called New Ottomanism as a consequence of a misery complex calling to account the Westernization that started with the Republic in the recent past and with the Tanzimat period long time ago, including the inferiority caused by the defeats in the sieges of Vienna…One of the best visual examples of this misery was, in my opinion, the mosque that was contructed in Atasehir under “orders.”  By replicating one of the mosques built by Mimar Sinan, they transformed the attitude that is called “New Ottomanism” into a complete freak in the architectural sense…The pitiful mosque stood really inferior this time by the skyscrapers of the 20th century architecture right next to it, that is to say, they made Mimar Sinan turn in his grave while trying to take revenge of so many years…How come you cannot use them in your paintings having lived in this land and seen all these things… (In my opinion, Mimar Sinan’s main worry was in fact Hagia Sophia, namely, to make a dome bigger than the one it had…and the architecture of mosque actually turned in this manner into the spread, as small Hagia Sophias, of one of the most important monuments of the Christianity all over the Ottoman land and eventually the whole Turkey in numbers that are close to 100,000.  In my opinion, the Seljuks made the mosques that are peculiar to us Turks in forms that were quite fine and they are still standing up straight in many parts of Anatolia.)
  • “Water” – in pool or sea – is also a significant pictorial element in your paintings and maybe a reason for the existence of a lot of naked figures…In this context, what was in your mind when you realized the painting “Golden Horn”? Do you have a message in this work as well? Can you share it?
  • Answer: As is known, bathing and beach culture  was something that was introduced to us by the Republic; we know that we used to “fell” into the sea in earlier times, rather than getting into it. Therefore, I do not think that an individual of today’s New Ottomanist administration would, even symbolically, get into the sea and be photographed…Under these circumstances, we may say that I am saluting the past and those who would try today to make us live in the past!…
  • There are also figures holding “banners” with their hands in some of your paintings. Why do you need those pictorial elements in your paintings that already have intense imaginative messages? Can we speak of a reference to the various protest events that spread lately in the wor ld and our country? Do your paintings have a political message?
  • Answer: Yes. There are figures in my paintings holding banners and I am using a variety of universal slogans in the banners…Among those are the slogans that I used in relation to the animals killed for their fur, bull fighting,  freedom for the people of Palestine or injustice… Therefore, as I described above as well, I do not remain indifferent in general to the things that have been going on over the world by providing direct or indirect political messages on topics like human and animal rights…
  • What is the main concept of “Shameless” that is another series of your paintings that you produced in parallel to the large compositions with multiple figures that were inspired by Levni? Why do you maintain in parallel two series with rather different visual languages ​​and constructs for the last few years? These series are the works that emphasize, by painting in “pop” colors, pieces of human body that are not covered that take up a smaller area in comparison to the crowded details in the paintings. How do you intend to interpret the approaches to painting in those periods?
  • Answer: The name of the series of “Shameless” was the idea of Ilayda Babacan, my gallerist and friend. I liked it as soon as he said it and I thought it was a word that summarized my thoughts… Basically, It was a bit an incidental idea that stemmed/occurred from color stains remaining behind the figures that I cut out to create the series of miniature. Later on, I noticed that I could create the contrast of color and composition between the classical and the contemporary by removing only the flesh in the Renaissance paintings that I liked so much and painting in pop colours. Then I thought that the images of Jesus, Mary, the apostles and mythological images had been depicted by the artists completely under the circumstances in that era (or made them to depict), that each one had actually been the imagination of the artist, namely the person, that made that painting and, therefore, those images had in fact not been and could not have anyway been real, and that they could thus be the paintings that would actually deserve the very name of “Shameless”… We can say that I have produced in the ensuing process, namely in these days, the new paintings of this series by not depending on the paintings in this sense only by emphasizing mostly the

contrast between the classical and the contemporary…

  • What were your selection criteria in the selection of painter images included in your series of “Shameless” that had been operated on with paint? For instance, what was the time interval by which you limited yourself?
  • Answer: As I said above, they are the paintings that I selected mostly from the Renaissance, and to a lesser extent, the Baroque era… As to the criterion, we may say religious mythological paintings and portraits of noble in that era…
  • Who were the renowned Western painters, whose paintings you benefited from for the latest examples of your series of “Shameless” in your new exhibition of “Gazi Sansoy 2012-2013”?
  • Answer: We can say the most famaous was İngres …
  • Could it be said that you mostly painted women in your series of “Shameless”? Is there any reason for that? Do you have message on the topic of “Position of Women in Turkey” or “Violence Against Women”? Or else, are we faced with a painter’s interpretation of the female body that is the favorite advertising object of the era we live in? What are your thoughts about “Women” and “Women’s nakedness”?
  • Answer: It may well be because I find female body more aesthetical… The position of the “majority” of the women in the country has, of course, reached sad proportions (but how aware they are of that?)… It is depressing to read every day news about a lot of women who were beaten or murdered… I believe everything depends on education but, in my view,  the women, namely mothers, provide the basic education…I believe, depending on  

how well educated and equipped a mother may be, the child that she will be raising would get a place in the society as a civilized person, an individual, to that extent… There is a very cruel saying in Anatolia: “Do not leave women without a stick on her back and a colt in her belly”… Unfortunately, we are living today in a country that is managed by miserable and at the same time very self-interested and merciless individuals, with the Prime Minister at the top, that think of women as if they were a hatcher to breed unqualified individuals… And I foresee with sadness that while the violence against women would increase even more under these circumstances, we will be heading towards isolation of the women from the community and the creation of a society that is more male-dominated and desired by the religion as a way of imprisoning the women within the four walls to take care of three to five children… My greatest utopia is to be proven wrong!

Questions by: Hasim Nur Gurel